Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi

Kaynaştırma Uygulamalarına Bakış

18.11.2019

Geçtiğimiz günlerde bir ilkokulda eğitim gören otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve onların ailelerine yönelik saldırı niteliğindeki tepkiler, ülkemizin gündemine oturdu ve hepimizin özel gereksinimli bireylerin eğitimine ilişkin sorunlar üzerine bir kez daha düşünmemize yol açtı. Söz konusu saldırıların haberleşmesi, yalnızca otizmli bireylerin ailelerinin değil, konuyla ilgili hassasiyet sahibi tüm bireylerin büyük tepkisini çekti. Oysa bu durum, otizmli bireylerin aileleri ve biz eğitimciler için yakından şahit olduğumuz onlarca olaydan yalnızca biri. Yine de, bu üzücü olayın hepimizin özel gereksinimli bireylerin sahip oldukları haklar üzerine bir kez daha düşünmemiz ve tutumlarımızı gözden geçirmemiz için bir vesile olmasını umut ediyoruz.

Birlikte eğitim almaya ilişkin yapılan araştırmalar, kaynaştırma uygulamalarının tüm paydaşlar için faydalarını ortaya koymuştur. Kaynaştırma uygulamaları, özel gereksinimli öğrencinin tipik gelişim gösteren akranlarını gözlemleyerek yeni beceriler öğrenmesini, arkadaşlık kurma becerilerinin gelişmesini, güçlü yönlerini göstermelerini ve zayıf yönlerini geliştirmeyi sağladığı gibi tipik gelişen akranlar için de pek çok fayda sağlar. Özel gereksinimli bireyleri tanıma, bireysel farklılıkları kabul etme, kendi güçlü ve zayıf yönlerini kabul etme ve empati sahibi olma bu faydalar arasında sayılabilir. Ayrıca, tipik gelişim gösteren akranlara sağladığı bu avantajlar onların ailelerine de yansır ve benzer faydaları onlar için de sağlar.

Sayılan tüm bu avantajların ötesinde, kaynaştırma uygulamalarına ilişkin hak temelli bakış açısının gelişmesinin, ülkemizde yaşanan benzer birçok olayın önüne geçebileceği düşünülebilir. Her bireyin temelde sahip olduğu eğitim hakkı, evrensel ölçüde kabul gören bir insan hakkıdır. Anayasamızın 42. maddesi bu durumu “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” ifadesiyle açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tüm dünyada insan haklarına ilişkin gelişen bakış açısıyla birlikte 1970’lerden itibaren birçok ülkenin yasalarında kaynaştırma uygulamalarından söz edilmesini sağlamıştır. Bu bağlamda, ülkemizde özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine ve kaynaştırma uygulamalarını yönlendiren mevzuatın oldukça gelişmiş olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte, uygulamaların henüz pek çok aksaklıkla ilerlediği, bu aksaklıkların giderilmesine yönelik çabaların sürüyor olduğu da görüyoruz. Tüm aksaklıklara karşın, yasal dayanakların güçlü olmasının kaynaştırma uygulamalarının iyileşmesinde önemli bir katkı sunacağı şüphesizdir.

Kaynaştırma uygulamalarının yasal dayanakların öngördüğü biçimde sistematik biçimde sunulması yolunda ilerlenirken, bu uygulamalar için vatandaş olarak yapabileceklerimizi gözden geçirmek, bu süreçte yararlı olacaktır. Öncelikle, özel gereksinimli öğrencilerin tipik gelişen akranlarıyla birlikte eğitim almalarının bir hak olduğu fikrinden yola çıkmak sorunları büyük ölçüde önleyebilecektir. Bunun devamında, bireysel farklılıkları kabul, özel gereksinimli bireyleri tanımaya çalışma, bizden farklı olanlara karşı tutumlarımızı gözden geçirme atabileceğimiz adımlardandır. Kaynaştırma uygulamalarının başarılı biçimde sunulması, en başta uygulamalara dahil olan tipik gelişen öğrencilerin özel gereksinimli arkadaşlarına karşı olumlu tutuma sahip olmasına bağlıdır. Tipik gelişen öğrencilerin söz konusu tutumlarını şekillendiren ise öğretmenlerinin ve ailelerinin tutumlarıdır. Bu nedenle, özellikle tipik gelişen çocukların anne babalarının hak temelli bakış açısına sahip olmaları, kaynaştırma uygulamalarının tüm paydaşlar açısından faydalarını bilmeleri, tedirgin oldukları konularda araştırma yapmaları ve çocuklarını bireysel farklılıklar konusunda kabul edici bir tutumla yetiştirmeleri; kaynaştırma uygulamalarına dahil  olan tüm paydaşların hayatını kolaylaştıracaktır.

Yazımızın başında belirttiğimiz gibi, bu üzücü olayın tutum ve davranışlarımızı yeniden gözden geçirmemizi ve iyileştirici adımlar atmamızı sağlamasını temenni ederiz.